Aracınızı Verirken İki Kez Düşünün: Sorumluluk Sandığınızdan Büyük!
Karayolları Trafik Kanunu'na göre araç sahibi, direksiyon başında olmasa bile kazalarda sorumluluktan kaçamıyor. Uzmanlar, özellikle ölümlü ve yaralanmalı kazalarda ortaya çıkan yüksek tazminat riskine dikkat çekiyor.
Haberin Özeti
- • Araç sahipleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'na göre, aracı kullanmasalar bile kazalarda "işleten" sıfatıyla doğrudan sorumludur.
- • Yaralanmalı ve ölümlü kazalarda, maddi ve manevi tazminat talepleri sürücü ile birlikte araç sahibine de yöneltilebilmektedir.
- • Sigorta limitlerini aşan tazminatlar araç sahibinin şahsi mal varlığından karşılanabilir, bu nedenle araç emanet etmede temkinli olunmalıdır.
Araç sahiplerinin sıklıkla göz ardı ettiği önemli bir hukuki gerçek yeniden gündemde. Uzman hukukçular, dostluk ya da güven ilişkisiyle başkasına verilen araçların ciddi sorumluluklar doğurabileceğini belirterek, “Aracı siz kullanmasanız bile kazanın hukuki sonuçları sizi de bağlar” uyarısında bulunuyor.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu kapsamında araç sahipleri “işleten” sıfatıyla değerlendiriliyor. Bu tanım, araç sahibinin yalnızca aracı kullandığı durumlarda değil, aracın kullanımından doğan tüm sonuçlarda sorumluluk taşıdığı anlamına geliyor.
Bu çerçevede, bir aracın başkası tarafından kullanıldığı sırada meydana gelen kazalarda, sürücü ile birlikte araç sahibi de doğrudan sorumlu tutuluyor. Özellikle yaralanmalı ya da ölümlü kazalarda açılan maddi ve manevi tazminat davalarında, mağdur tarafın talepleri ruhsat sahibine de yöneltilebiliyor.
Sigorta poliçelerinin belirli limitlerle sınırlı olması ise riskin boyutunu artırıyor. Uzmanlara göre, hasar ve tazminat miktarının sigorta teminatını aşması durumunda, aradaki fark araç sahibinin şahsi mal varlığından karşılanmak zorunda kalabiliyor.
Hukukçular, bu tür durumların ciddi mağduriyetlere yol açabileceğini vurgulayarak, araç sahiplerinin “emanet araç verme” konusunda daha temkinli davranması gerektiğini ifade ediyor. Özellikle ağır sonuçlar doğuran kazalarda, iyi niyetle verilen bir aracın, uzun ve yıpratıcı bir hukuki sürecin başlangıcı olabileceği belirtiliyor.
Konunun yalnızca maddi boyutla sınırlı olmadığına da dikkat çekilirken, kazanın cezai sonuçlar doğurması halinde sürecin daha da ağırlaşabileceği ifade ediliyor.
Bakmadan Geçme